14 Mayıs Milli Tarım Günü’ olarak kutlanmasını öneriyorum.”

14 Mayıs Milli Tarım Günü’ olarak kutlanmasını öneriyorum.”

“Altını olan değil; ineği, arpası olanın kapısında beklenir” hakikati, insanlık tarihinin değişmeyen tek ekonomi-politik kuralıdır.

Mehmet Akyol
17 Mayıs 2026, 14:53
41 görüntüleme

Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün “Milletimiz çiftçidir. Milletin çiftçilikteki çalışma imkânlarını, asri ve iktisadi tedbirlerle en yüksek seviyeye çıkarmalıyız.” sözü, bir asır öncesinden bugüne ışık tutan; tarımı sadece bir geçim kaynağı değil, milli güvenliğin sarsılmaz kalesi olarak konumlandıran eşsiz bir vizyondur.

Bu vizyon, bugün BESAM'da (www.besam.org.tr) savunduğumuz “bilgi temelli kalkınma” ve YAŞEM (www.yasem.org.tr) bünyesinde geliştirdiğimiz “Tohumdan geleceğe, nesiller bahçesi” anlayışımızın temel taşıdır.

Üretimin Gücü

Sümer yazıtlarında binlerce yıl önce ifade edilen “Altını olan değil; ineği, arpası olanın kapısında beklenir” hakikati, insanlık tarihinin değişmeyen tek ekonomi-politik kuralıdır.

Şu bir gerçektir ki; gerçek zenginlik banka hesaplarındaki sanal rakamlar da değil, tarlalardaki ürünlerde, emeğimizle ürettiğimiz değerlerdedir.

Üretim, sadece ekonomik bir faaliyet değil; bir milletin sosyal huzurunu sağlayan, emekli-çalışan ayrımı yapmaksızın toplumun her kesimini doyuran ve geleceğini teminat altına alan stratejik bir güçtür.

Pandemi Sonrası Yeni Dünya: Yerellik ve Kendi Kendine Yetebilme

Küresel salgın süreci bizlere bir gerçeği canımızı yakarak, unutulmayacak kadar büyük acılar yaşatarak öğretti ki: Teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, sınırlar kapandığında tek gerçek sığınak toprağımız ve bu ülkede ürettiklerimizdir.

Bu dönemde bir kez daha anladık ki; “ata tohumuna” sahip çıkmak, hibrit bağımlılığından kurtulmak ve kendi gıdasını üretebilmek bir “tercih ” değil, bir “milli beka” meselesidir.

Krizlere karşı en dayanıklı toplumlar; toprağını betonlaştırmayan, çiftçisini terk etmeyen ve üretim kapasitesini stratejik akılla yönetenlerdir.

Nesiller Arası Bir Miras: Toprağa Dönüş

Toprağa düşen her tohum, sadece bir bitkiyi değil; umudu ve yaşamı büyütür. Bu noktada, üretim kültürünü sadece bugünün meselesi olarak görmemeliyiz. Bilgeliğin ve tecrübenin temsilcisi olan büyüklerimizin birikimini, toprağa duyarlı genç nesillerle buluşturmalıyız. Toprağın bereketinin, nesiller arası bağı güçlendiren en kadim köprü olduğunu unutmamalıyız.

Tam Bağımsızlık İçin Yeni Cephemiz Tarım Olmalıdır.

Geldiğimiz bu noktada güçlü devlet olmamızın yollarından biride savunma sanayisindeki başarımızı tarımsal bağımsızlıkla taçlandırmaktan geçmektedir. Ülkemizin güvenliği için savunma sanayimiz elbette hayati derecede önemlidir. Yapılan çalışmalar ve geldiğimiz nokta her vatandaşımız için büyük kıymet ifade etmektedir ve gurur vesilesidir. Tam bağımsızlık için üretimde de yeni hedefler koymalı ve bu hedefler için milli seferberlik ruhuyla hareket etmeliyiz. Şu bir gerçektir ki üretmeyen toplumlar zamanla, kültürel ve siyasi olarak da tükenmeye mahkûmdur.

Bu nedenle;
- Modern tarım tekniklerini ekolojik dengeyi bozmadan uygulamalı,
- Kooperatifleşme bilincini toplumsal tabana yaymalı,
- Yerli üreticiyi sadece ekonomik değil, sosyal politikalarla da desteklemeliyiz.

14 Mayıs Çiftçiler Günü “Milli Tarım Günü” Olmalıdır.

Toprağı alın teriyle sulayan, çamurlu ayakları, nasırlı elleriyle sofralarımıza bereket taşıyan, ekmeğimizi, aşımızı her türlü zorluğuna rağmen eksik etmeyen tüm çiftçilerimizin "14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü" sadece sıradan kutlanan bir gün olmamalıdır. Bu vesilesiyle tarımda, ekmede, biçmede, hasatta, ne yaptık, nasıl yaptık? Üretimden, ürüne dönüştürmeye kadar her aşamasında ülkemizde ve dünyada neredeyiz? Dünyada hangi üretimde kaçıncı sıradayız? Neyi ne kadar ithal ettik? Neyi ne kadar ihraç ettik? Üretimimizi artırmak için ne yapmalı, nasıl yapmalıyız? Bunlara kafa yormalı, gece-gündüz bu konuyu da en az savunma sanayi kadar önemsemeli ve gündemde tutmalıyız.

İstediğimiz zaman yapabildiğimizin en somut örneklerinden bir tanesi de savunma ve havacılık sanayindeki yakın geçmişte kat etmiş olduğumuz yoldur. Yüzde seksene yakın dışa bağımlı olduğumuz bir alanda nasıl, neredeyse tam bağımsız hale gelebildiysek, istersek tarım üretiminde de bunu başarabiliriz. Yakın geçmişimiz bunun sayısız örnekleri ile doludur.

Bu vesilesiyle önümüzdeki yıldan itibaren 14 Mayıs'ın milli tarım politikalarının konuşulduğu milli bir güne dönüşmesini, "14 Mayıs Milli Tarım Günü" olarak kutlanmasını öneriyorum.

Toprağın, üretimin önemini, her türlü zorluğuna rağmen halen çiftçilik mesleğini yapan üreticilerimizin ne kadar değerli bir hizmeti icra ettiklerini ve bunun cezasını değil haklı onurunu, gururunu ve ödülünü almaları gerekliliğini, her platformda konuşmaya ve bu gerçeği savunmaya devam etmeliyiz.

Unutulmamalıdır ki; toprağına emek verenler, geleceğe güvenle yürür; üreten toplumlar her daim özgür ve bağımsız yaşarlar.

Bereketli hasatlar, bol kazançlar ve umut dolu yarınlar dileğiyle...

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!