Dürüstlüğün ferahlığını ve samimiyetini yaşaması gerekirken, yalanı yüklendiğinde insan perişan olur, sağlığını yitirir. Yaptığı her taktik, oyun, ahlâksızlık ve yalan sürekli aleyhine dönen kişi, sürekli gerilim içinde yaşar.
Allah indinde en büyük hata, yalan konuşmaktır” buyuruyor Ali (ra). Yalancılık bir ahlâk çöküntüsü, âdeta bir delilik türü.
İnsanların dikkatini çekmek, kendi üstünlüğüne inandırmak ya da sırf muhalefet etmek için yıkıcı yalanlar söyleyen, gerçek ortaya çıktığı halde yalanda ısrar eden insan, gerçekte aşağılanır. Yalan kadar insanı alçaltan bir şey yok.
Rengi olmaz yalanın. Kimi yalanlar anlık, küçük yalanlar olsa da sonuçta asıl amaç aldatmak değil mi?
“Yani bu ufak bir yalan, kimseye bir zararı yok” düşüncesi vicdanı rahatlatmak içindir. Beyaz yalan da eninde sonunda kirlenir. Bir kez yalan söyleyen insan bir ikincisini, bir üçüncüsünü de söyleyebilir.
Ve bir kez yalanını yakaladığı birinin bin kez doğrusunu sorgular insan. Dürüstlüğünden emin olduğu, güvendiği kişiden ise müthiş lezzet alır.
“ Yalan söz söylemekten de kaçının” Hac 30 ayetiyle yalanın, din ahlâkına uygun olmayan ve sorumluluğu olan bir tavır olduğuna dikkat çekiyor
Kur’an. Birçok kötü özellik gibi yalanın da asıl nedeni iman zafiyeti. Rahatlıkla yalan söyleyebilen insan, Allah’ın her şeyi bilen, gören ve işiten olduğu gerçeğinden gaflettedir.
Çünkü Yüce Allah, her an her şeye şahittir. Hiçbir şey O’ndan gizli kalmaz. Gizlinin gizlisini de insanın içinde sakladıklarını da bilir. Kişi yalanla etrafındakileri aldatabilir, gerçekleri gizleyerek bir çıkar sağlayabilir.
Ancak içinden geçenleri ve gerçekleri Allah’tan asla gizleyemez. “Sözü açığa vursa da gizlese de birdir. “Allah, gerçekten doğruları da bilmekte ve gerçekten yalancıları da bilmektedir.” Ankebut 3
Özü sözü doğru olanlardan olabilmek duasıyla
