Özgürlükler artacaktı, artmadığı gibi ülkedeki adalet sistemi halkın gözünde bitti-tükendi.
Eğitim ileri gitmesi gerekirken her geçen gün geriye gitti ve gitmeye de devam ediyor.
Sağlıkta her ne kadar Şehir Hastaneleri yapıldıysa da derde deva olmadı. Ya parayla özel hastanelere gideceksiniz ya da bir yakınınız olacak.
Dünyada gıda fiyatları artarken bizde her yıl uçarak artmakta..
Hava alanları, köprüler yollar yapıldı ama işleticisi kazanırken vatandaş bol bol vergi ödemek zorunda kalıyor.
Vergiler her geçen gün artarken ücretlerin yerinde sayması bizi uçmaktan alıkoyuyor.
Hacizli işlemler milyonlarca dosyaya ulaştı.
Kredi kartları patladı halkın geçim imkanı sadece kredi kartı ile borçlanmaktan kurtulamıyor. Vatandaşın borç yükü 9 Trilyona ulaştı.
Altın ve döviz sürekli artarken paramız giderek değer kaybediyor.
Akaryakıta hemen gün aşırı zam yapılırken bu işin sonunun nereye varacağını kimse kestiremiyor. Mazotun litresi neredeyse 90 Tl'ye vardı yakında 100 Tl'yi aşarsa hiç şaşırmam.
İktidarın inşaat sektörüne dayalı kalkınmayı sürdürürken halen daha milletin ev bulmaktaki sıkıntılar giderek artıyor.
TÜİK'in rakamları kısmasına rağmen enflasyon oranı halen daha %'de 32'lerin üzerinde. Bu durum Cumhurbaşkanlığı yönetim Sisteminin başladığı günden beri gerilememektedir. 'Faiz sebep enflasyon sonuçtur' denilmesine rağmen halen kredi faizlerinin yüksek olması bütün milleti zorlamaktadır.
Bugün bütçemizden faize ödenen para yıllık 2.7 Trilyon lira olmuştur.
Geçmişte muhaliflerin 'bunlar iktidara gelirse PKK ile görüşecekler, APO'yu PKK'lıları hapisten çıkaracaklar; hatta "PKK'ile görüştüğümüzü söylüyorlar ,eğer ispat edemezlerse şerefsizdirler" diyenler şimdi PKK liderine 'Sayın Öcalan, demekten ve PKK'yı affedecek yasa çıkarmaktan geri kalmadılar.
Siyasi partileri Mahkeme kararı ile dizayn etmekten Belediye Başkanı, Meclis Üyesi ve Milletvekili transferini güncel hale getirmekten vazgeçmediler. Hırsızlıkla suçladıkları Muhalif Belediye Başkanları nedense AKP'ye geçtiğinde bir anda temizlenmiş ve aklanmış olur hale geldiler.
Hukuki güvensizlik giderek arttı ve vatandaşın hukuka olan güveni sarsıldı.
2025 yılında İzlanda aleyhine AİHM yapılan başvuru sayısı sadece 14 iken ülkemizde bu sayının 18.464 olması korkutucu değil midir?
İktidara yakın müteahhitler her geçen gün zenginleşip yurt dışında yatırım yaparken,yabancı yatırımcıların ülkemize gelmemesi düşünderecü değil midir?
Hepsinden önemlisi ise ülkemizde doğurganlık oranı azalırken ülkemize çeşitli yollarla gelmiş yabancılarda doğum oranlarının çok olması giderek nüfusumuzun 'Demografik' yapısını bozmuştur.
İktidarın liyakat yerine 'sadakati' esas alması; mülakatlarla işe yandaşlarını yerleştirmesi; işsizliğin giderek artması gençlerin gelecekte ülke dışına gitmek isteme arzuları ise son derece tehlikeli bir durumdur.
Ne yazık ki ülkemiz insanı kendi ülkesinde kendisini güvende hissedememesi, yarınlarına güvenle bakamaması dşündürücüdür.
Artık uçamıyoruz, kanatlarımız kırılmış ve yere doğru çakılıyoruz.
Yetkiyi verdik ama çakılmaktan kurtulamadık.
Cumhurbaşkanımız Tek Adam Yönetim Sistemini överken şunu diyordu: etkiyi görün etkiyi....
Evet bu millet yetki verdi ve etkiyi de öyle bir gördü ki sormayın gitsin.
