EĞİTİMDE TERÖRİST HAREKETLER

Son günlerde okullardaki şiddetin boyutları giderek artmaya ve katliamlar yapılmaya başlandı. Eğitim içerisinde zaman zaman bazı terörist hareketler olduğuna geçmişte şahit olmuştuk ama silahla okulların kendi öğrencileri tarafından tarandığını ve öğretmen ve öğrenci katliamlarının yapıldığına şimdilerde tanık olduk.

Eğitim, insanlara bilgi ve irfan kazandıran, toplumu birbirine kaynaştıran, ortak değerler etrafında birleştiren böylece kültürel mirasın gelecek nesillere devredilmesini yerine getiren en önemli görevimizdir. ”Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” sözü eğitimin  önemini vurgulaması bakımında çok değerli ve geçerliliğini koruyan bir eylemi ifade eder.
Eskiden veliler öğretmenlere ve eğitime büyük değer verir, öğretmen toplumun önderi olarak kabul edilirken son yıllarda bu mesleğin maddi ve manevi olarak çökertilmesi onların mesleklerinde yeterince başarılı olamamalarına, artık mesleklerini sadece bir kimlik ve geçim kaynağı olarak görmesine neden olmuş, bu yüzdende öğrencilerin sosyalleşmesi, beden ve ruh olarak eğitilmesinde yeterince  etkili olamadıkları  gerçeğini ortaya çıkarmıştır.
Öğretmenin görevi sadece sınıfta branşı ile ilgili bilgileri aktarıp gitmek değil, öğrencisini geleceğe hazırlamak ve iyi insan iyi vatandaş olarak yetişmesine katkıda bulunmak zorundadır.
Eğitimin bir başka sorunu ise liyakat sisteminin çökertilmesi idari kadrolara siyasi görüşlerine göre atamalar yapılması başarılı öğretmenlerin dışlanması da eğitim kalitesinin düşmesindeki en büyük nedenlerden birisidir. Hele hele aynı okulda Başöğretmen, öğretmen, sözleşmeli  öğretmen, ücretli öğretmen, vekil öğretmen gibi ayrımların yapılması da bu işin tuzu- biberi olmuştur.
Bunları yanı sıra öğretmenlere gerekli rehberlik ve denetim hizmetlerinin verilememesi, bütün  yetkinin okul müdürlerinde toplanması  öğretmen mesleğinin giderek körelmesine sebep oluşturmuştur.
Okullarımızda güvenlik görevlisinin bulunmaması; her gelenin istediği gibi okulun içerisine istediği gibi girip çıkabilmesi son günlerdeki okul katliamlarını gündeme getirmiş bu olayın sorumluları aranmaya başlanmıştır.
Neyi arıyoruz ki?
Sorunu biliyoruz ama çözemiyoruz. Çünkü tercihlerimizi  ihtiyaçlara göre değil, siyasi düşüncelerimize göre kullanarak devam ediyoruz.
Daha  iki ay öncesinde İstanbul’da bir öğrenci bir arkadaşını ve iki öğretmeni bıçaklayarak Fatma Nur Öğretmenin ölümüne sebep olmadı mı?
Şanlıurfa’da bir okula eski öğrencinin gelerek  pompalı tüfekle öğrenci ve öğretmeni yaralaması; bu eylemin yapılacağının daha önceden sosyal medyadan duyurulmasına rağmen tedbir alınmamasını nasıl izah edeceğiz?
Kahramanmaraş’ta 14- 15 yaşlarındaki bir çocuğun eline (5) silah ve (7) şarjör alarak okula gitmesi,(1) öğretmen ve (8) öğrenciyi öldürmesi (9 )kişinin yaralanması  katliam değil de nedir?
Değerli dostlarım;
Ülkemizde iki Bakanlığın ön adı Milli’dir Milli Eğitim ve Milli Savunma. Bu bakanlıkların siyasetin dışında tutulması ve ‘milli’ olma özelliklerini korunması  çok ama çok önemlidir.
Eğitim Milli’dir milli kalmak zorundadır. Eğitimin içine siyaseti sokmak ülkenin geleceğine bomba koymak demektir Bu katliamı siyasi olarak ele almak ta katliam kadar tehlikeli ve ürkütücüdür.
Millet olarak  soğuk kanlı olmamız, bundan ders çıkarmamız ve nedenlerini, niçinlerini bularak çözümler üretmek zorundayız.
Yapılması gereken en önemli iş eğitimi eğitimcilere bırakmak bu kurumlardan siyaseti uzaklaştırmaktır.
Sorun; Okul- öğretmen- öğrenci ve velilerin işbirliği ile çözülebilecektir.
Bunun için; öncelikle sosyal medyanın Devlet eliyle kontrol edilmesi;
TV ve sosyal medyada  kötü örneklerin  gösteriminin engellenmesi;
Okul Aile Birlikleri ve Okul Rehberlik hizmetlerinin aktif hale getirilmesi;
Öğrenci tanıma tekniklerinin geliştirilmesi, problemli öğrencilerin mutlaka izlenmesi;
Okul denetim ve rehberlik hizmetlerine daha fazla yer verilmesi;
İl-İlçe ve okul yöneticilerinin belirli bir sendika üyeleri yerine liyakatin öne çıkarılması;
Objektif ve uygulanabilir kararlar alınması;
gerekmektedir.
Değerli dostlarım;
Ateş düştüğü yeri yakar derler ama bu olaylar hepimizin canını çok ama çok yakmıştır.
Bu üç elim olayda hayatını kaybeden bütün öğrenci ve öğretmenlere  Allah’tan rahmet diliyor, yaralılara acil şifalar temenni ediyorum. Evlatlarını kaybeden anne- babalara da başsağlığı diliyorum.
Sayın Bakan:
Ne zaman siyaseti bırakarak gerçek anlamda Milli Eğitim Bakanı olursanız bu sorunlar çözülebilir. Aksi halde sorunlar kar yumağı gibi katlanarak devam eder.