İçişleri Bakan Yardımcısı Kübra Güran Yiğitbaşı, “ HEDEFİMİZ SUÇU İŞLENMEDEN ÖNCE ÖNLEYEBİLMEKTİR “
İçişleri Bakan Yardımcısı Kübra Güran Yiğitbaşı: “ BİZİM HEDEFİMİZ BAŞÖRTÜLÜ OLARAK OKUYABİLMEK VE KAMUDA DA YİNE BAŞÖRTÜLÜ OLARAK ÇALIŞABELMEKTİ “
Yiğitbaşı “ Kamuda sevdiğimiz işlerde başörtümüzle, inancımıza uygun çalışabilir miyiz?' bunun derdini çekerek, hayalini kurarak okumuştuk, kendimizce çabalar göstermiştik. Gerçekten bugün bu noktalarda, bu görevlerde bulunmak çok büyük bir sorumluluğu bizlere taşıtmış oluyor. Aynı zamanda da çok onur ve gurur verici bir durum. Çünkü devletimizin gerçekten omurgası olan bir kurumda ilk defa bir kadın bakan yardımcısı olarak görev yapmanın onurunu, gururunu ve büyük bir sorumluluğunu taşıyorum. Bir yandan da tabii Türkiye Cumhuriyeti'nin şimdiye kadar atanan 10 kadın valisinden biri olmanın ve Türkiye'deki ilk başörtülü vali olarak atanmanın, görev yapmanın büyük bir onur ve gururunu taşıyarak görevlerimize devam ediyoruz." İfadesini kullandı.
Bürokrasiye geçişinin Aile ve Sosyal Hizmetler Bakan Yardımcılığı göreviyle başladığını hatırlatan Yiğitbaşı, eğitim ve meslek hayatında yaşadığı anı ve deneyimlerini anlattı.

Yiğitbaşı, devlet politikası olarak sadece kural koyan ve uygulayan bir kamu yönetimi anlayışından ziyade daha fazla vatandaş odaklı, şeffaf, erişilebilir hizmet üretmeye çalıştıklarını, bu uygulamaların yüz yüze iletişimin dijital çağda ne kadar hayati önem taşıdığını gösterdiğini vurguladı.
"EMİN OLAMADIĞIMIZ BİR HABERİN YAYILMASINA VESİLE OLMAMAK HEPİMİZİN GÖREVİ"
Suçun sadece gerçek hayatta değil, dijital dünyada da işlendiğini, bunları önlemenin gayreti içerisinde olduklarını dile getiren Yiğitbaşı, emniyet ve jandarmanın siber suçları takipleriyle ilgili siber daire başkanlıkları kurulduğunu kaydetti.
İçişleri Bakan Yardımcısı Yiğitbaşı, sözlerini şöyle sürdürdü:
"İçişleri Bakanımızın talimatlarıyla artık suçu işlenmeden önleyebilme, suç risklerini önceden tespit edebilme ve diğer kurumlarla eşgüdüm içinde suç ve suçluyu takip edip olayı olmadan önce engellemeyle ilgili bir güvenlik paradigması içerisindeyiz. Bunu sadece bizim İçişleri Bakanlığı olarak yapabileceğimiz bir çalışmanın ötesinde ailelerin, gençlerin ve diğer bakanlıkların koordinasyonunda çalışabileceğimiz bir alan olarak görüyoruz. Gençlerin radikalleşmesi, yalnızlaşması, şiddet eğilimleri, en son okul saldırıları gerçekleşti, hepsini düşündüğümüzde burada yeni nesil suç örgütlerinin varlığından bahsetmemiz lazım. Bununla ilgili çalışmalarda daha aktif, donanımlı, yapay zeka destekli birçok teknolojiden faydalanıyoruz."
Güvenliğin sadece kolluk kuvvetlerinin gücüyle ortaya konulacak bir çalışma olmadığına işaret eden Yiğitbaşı, "Bununla ilgili de her birimize görev düşüyor. Dezenformasyonla mücadele de bunun bir parçası. Bilmediğimiz, emin olamadığımız bir haberin yayılmasına vesile olmamak da vatandaş olarak hepimizin görevi. Medyamıza düşen görevler de var. Bir saldırganın haberini yaparken fotoğraflarını çarşaf çarşaf yayınlamamak, bıraktığı mektupları yayınlamamak. Zaten bu tip saldırganlar kendinden sonrası için bir örnek oluşturmayı, ne yazık ki kahraman olmayı hedeflediği için onların görünür olmasını sağlamamız da onların ekmeğine yağ sürüyor. Bu noktada çok çok hassasiyet göstermek gerekiyor." değerlendirmelerinde bulundu.

Yorumlar (0)
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!