Sosyal Dokunun ve ahlaki çöküntünün verdiği acil mesaj
SON DAKİKA

Sosyal Dokunun ve ahlaki çöküntünün verdiği acil mesaj

Mehmet Akyol
11 Ekim 2026, 13:28
80 görüntüleme

        Ankara Meclisi Anadolu Birliği tarafından düzenlenen Türk Toplumunun bozulmuş yapısı ve Çözüm yolları toplantısında Ankara Meclisi Anadolu Birliği Koordinasyon Kurulu Başkanı Emekli Albay Haşim Efe, son günlerde gündemin başına oturan önemli bir konu hakkında bilgi verdi ve uyarılarda bulundu. Emekli Albay Haşim Efe şunları söyledi: 

    Napolyon bir kaleyi savunamayan komutanlarıyla yaptığı toplantıda, “söyleyin bakalım kaleyi neden savunamadınız? diye sorduğunda, cevap vermeye başlayan bir komutan “bir kere barutumuz bitti” deyince, tamam gerisine gerek yok diyerek, daha başka konuşturmaz. 

   Ülkemizde devletin yönetiminin ana fonksiyonu olan adalet hiç bir döneminde olmadığı kadar yönetim tarafından araçsallaştırılmıştır. Dolayısıyla yargıda başlayan bu bozulma devletin diğer tüm fonksiyonlarında görülen bozulmalarının da temel nedenidir. Bu günlerde ortaya çıkan FON yolsuzluğunun, devletin diğer alanlarında da görülen disiplinsizliklerin ve toplumdaki ahlaki çürümenin de baş nedeni adalet anlayışında ve sisteminde başlayan bozulmadır. Bilindiği ve kabul edildiği gibi, aileden devlete kadar küçük büyük tüm yönetimlerin iki belirleyici faktörü vardır. Bunlardan bir tanesi yönetim sistemi ve bu sistemi oluşturan kural ve kaideler, diğeri ise sistemde yer alan ve işleten yönetici ve yönetilen insan unsurudur. 

       Devlet Yapısı ve Gücü. Ülkemizde, bu erklerin, kurumları olan Hükümet, TBMM ve Yargı bağımsızlıklarını korunarak, batı standartlarında modern bir devlet kurma çabaları hep olmuştur. Ancak bir yere ve bir seviyeye kadar getirilen bu çalışmalar, çeşitli  engellemelerle durdurulmuş hatta geri gidişlere bile yol açılmıştır.  2018 yılından itibaren Türkiye, Aşırı yetkilendirilmiş Cumhurbaşkanı ve Cumhurbaşkanlığı hükümet ve güçler birliği sistemine geçmiş, Devletin sahip olduğu güç ve yetkilerin tek bir elde toplanması, yürütmenin ağırlığının artmasına neden olmuş, Devleti denetleme kurumları olan Yargıtay, Danıştay, HSK ve AYM, Sayıştay gibi Yüksek kurumların denetim görevlerini yapamadığı, dolayısı ile devlet idare edilemez duruma gelmiştir.   İnsan Unsuru ,Yönetici ve Yönetilenler.  Türkiye’de modern devletlerde ve yönetimlerde görülmeyen, belki üçüncü dünya ülkelerinde görülebilecek nitelikte iktidara gelen siyasi partiler tarafından kendi taraftarlarını devlet kadrolarına doldurmak, dolayısı ile devleti ele geçirmek gibi bir amaç sergilenmektedir.  Ülkemizde siyasi partilerin, toplumun sosyal farklılıklarını kendi tasarruflarında tutarak yapılan her seçimde tekrar ve aynı şekilde oy alacak şekilde siyaset yaptıkları, bu sosyolojilere mensup insanlar üzerinden devlette kadrolaşmaya gittikleri çok görülen bir “Hükümetler klasiği” haline gelmiştir. 

 

 

 

 Devlet kadrolarında yapılan bu siyasi kadrolaşmalar ve rakip kadroların tasfiyeleri, toplumda Laik, dinci, Atatürkçü ve ırkçı gibi ideolojik ayrışmaların ve rövanşist duyguların canlı durmasına ve sosyolojiler arasındaki mesafenin daha da artmasına yol açmaktadır.  Devletin Yapısı, modern bir devlet sistematiğinde suistimale yol açan kontrolsüz alanlar bırakılmayacak şekilde gözden geçirilmelidir. Devlet, yönetiminde “Liyakat kimdeyse anahtar onda olmalıdır”. Kamuda dinine, diline, rengine bakılmadan kadro görevine dayalı liyakati olan kişiler istihdam edilmelidir. Halk, kendini yönetecek temsilcilerini seçimler yoluyla ve gerçek temsilcilerini seçebilmelidir. Bu amaçla, Siyasi Partiler yasası demokrasiyi güçlendirecek şekilde yeniden yapılmalıdır. 

       Halbuki Türkiye AB perspektifini sürdürebilmiş olsaydı, zamanla AB’nin temelini oluşturan Kopenhag  kriterleri zamanla ülkenin niteliğini yükseltebilir bugün karşımıza çıkan sorunlarla uğraşmak durumunda kalmayabilirdik. Aslında güçlü Türkiye olabilmenin temelinde özgür düşünebilen, eğitimli, aydın, öz güveni olan, hak ve hukuka saygılı, temel haklara ve evrensel değerlere sahip bireyler olmalıdır. Ancak o zaman Türkiye her bakımdan yükselebilir ve geleceğe emin adımlarla yürüyebilir. 

       Toplumda ahlak üreten temel dinamik İslam inancıdır. Ancak İslami olduğunu iddiasıyla uzunca bir süredir iktidarda olan Pati ve kadroları en son Fon yolsuzluğunda gördüğümüz gibi pörsümüş ve bozulmuş olduğu gözükmektedir. Bu kötü temsil, özellikle gençlerde İslama karşı tepkilere ve dinden kopmaya hatta tepki göstermelere neden olmaktadır. 

       

 Sonuç Olarak; Evrensel değerlerin kabulü, Türkiye’nin gerek devlet yapısı, gerekse her çeşit yapıların gözden geçirilmesi için  için rehber niteliğindedir. Dolayısı ile hem sosyal grupların hem de bir bütün olarak Türkiye’nin evrensel değerleri bir an önce içselleştirmesi ve bu değerlerle bütünleşecek yapılanmalara gitmesi gerekir.   Ancak, bu kabul yani evrensel değerlerin kabulü eski dönemlerde tepeden inme baskı ve zorlama yöntemler ile değil, kişilerin ve sosyal grupların kendi idraklerine, aydınlanmalarına ve rızalarına bağlı bir tercih ile gerçekleşmelidir. Devletin yönetim sisteminde tekrar Parlamenter ve kuvvetler ayrılığı sistemine dönülmeli ve demokrasi ve hukuk devleti olma niteliği geliştirilmelidir. Devlet yapısında ve toplumun dokusunda bu meyanda yapılacak iyileştirmeler eş zamanlı yapılabilirse kısa sürede olumlu sonuçların alınacağı değerlendirilmektedir. Haşim Efe 

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!