Köyleri ve Köylüleri bu hale getirenlerin acaba utanma duygusu var mı ?

Köyleri ve Köylüleri bu hale getirenlerin acaba utanma duygusu var mı ?

Köyleri ve Köylüleri bitirdiler ya helal olsun, oysa bilmezler ki ;

Mehmet Akyol
04 Temmuz 2026, 15:01
19 görüntüleme

 

* - Köy demek “ Hürriyet “ demektir,

* - Köy demek bet bereket demektir.     

*- Köylü demek tarım demektir,  hayvancılık demektir. 

* -Köylü, hele de Çoban…köpekleri ile birlikte ormanları yangından koruyan fahri koruculardır.

*-Çiftçi toprağa küstü toprak çiftçiye küstü bunları kim barıştıracak?

* Tarlada traktör-saban kalmadı, harmanda döver, yaba kalmadı, yığın yığın buğday-arpa öbekleri ve samanlıklarda saman kalmadı,  

 

*- Tarım Orman ve Köyişleri Bakanlığı’nın adından KÖY adını atıp mahalle yaptılar, tutmadı bu sefer de Kırsalmahalle yaptılar, ancak köy girişindeki tabelaları bile değiştiremediler gülünç bir durum hala Mahalle yazıyor.!

*- Büyükşehir Belediye Yasası’nın yürürlüğe girmesi ile birlikte köylerimiz ve köylülerimiz büyük dram yaşadı örneğin; 

 

    * Köylülerin asırlar boyu atalarının ekip biçtikleri arazileri köylülerden sorgusuz sualsiz alıp bir bölümünü Milli Emlak’a, bir bölümünü Belediyelere verdiler, onlar da parsel parsel satıp harçlık yaptılar; 

 

* Köy tüzel kişiliğine ait bağlar-bahçeler, meralarını devlet aldı;   

* İmece usulü köylülerin getirdiği suları alıp belediyelere verdiler belediye de halkın suyunu halka satıyor. 

 * Köylerde ekip biçen, üreten kalmadı. Okul kalmadı, öğretmen-öğrenci kalmadı, 

 

   Köylüler topraksız, sahipsiz kalınca kahredip şehre gitmek durumunda kaldı.

•      “ BİR TARIM ÜLKESİ OLAN TÜRKİYE’DE TARIM VE HAYVANCILIKTA SORUNLARIN GİDERİLMESİ İÇİN ACİLEN RADİKAL KARARLAR ALINMASI GEREKMEKTEDİR.”

Biz bu iddiayı yıllar önce ortaya atmıştık.  Hükümet yetkililerine de ilettik. Hatta zamanın Tarım Orman ve Köyişleri Bakanı Mehti Eker ile 45 dakika başbaşa konuşup müzakere ettik ve önemli veriler sunduk.

İktidarın başka bireyleri ile de görüşüp raporumuzu sunduk. Sunduğumuz bu rapordan bir iki madde alıp diğer tarafını askıya aldılar. Oysa bundan yıllar önce bizim bu teklifimiz tam anlamı ile değerlendirilmiş olsaydı…

    Evet gerçekten değerlendirilmiş olsaydı bu gün sığırı, davarı eti, sapı-samanı, patatesi-soğanı, tarım ürünlerini ithal etmemiz gerekmeyecek, denizaşırı ülkelerden hayvan ithalatı yapmayacaktık. 

     Hani zaman zaman piyasaya sürülen bir deyim vardır ya… “ Zamanında tedbir almış olsaydık bu olumsuzluklar başımıza gelmeyecekti.”

    Tabii sürekli olarak ifade ettiğimiz bir husus daha var , Devletimizi idare edenler Türkiye’yi İstanbul ve civarından  ibaret sanmamış olsalardı; Anadolu’yu Anadolu insanını tanıma erdemini göstermiş olsalardı Tarım, Hayvancılık, Sebze ve Meyvecilik bu günkü ağır şartlarda karşımıza çıkmayacaktı. 

 PEKİ NE DEMİŞ VE NE GİBİ ÖNERİLER SUNMUŞTUK ? 

*-    Bir nevi Türkiye’nin başına dert olan Büyükşehir Belediye Yasası acilen değiştirilmeli, İstanbul ve İzmit’in dışındaki illerde İl Genel Meclisleri ve İl Özel İdareleri yeniden hayata geçirilmeli, unvanları değiştirilen köyler mahalle veya Kırsal Mahalle olarak değil, yeniden köy olarak anılmalı ve köyler hürriyetlerine kavuşturulmalıdır.

*-    Köylerde birleşik arazilerin kardeşler arasındaki vesayet anlaşmazlıklarının kaldırılması için yeni bir kanun çıkarılmalı, köyünde iştigal eden, üreten ve hayvancılık yapabilecek kardeşlere avantaj yaratacak uyarlamalar yapılmalıdır. 

* -   Tarımda reform planı acilen hayata geçirilmeli, bu manada bilimsellik ön plana çıkarılarak,

 * Tarım liseleri faaliyete geçirilmeli, Ziraat Fakülteleri mezunları ve fakültenin akademisyenleri gerçek manada Anadolu’nun şartlarına göre eğitim ve öğrenim görmeli, mezun olanların ayakları toprak görmeli, köylü ile haşır-neşir olarak çözüm yolları aranmalı. 

*      Özellikle genç emeklilerin köylerine dönmeleri teşvik edilmeli, Köyüne dönen vatandaşlara -başta emekliler olmak üzere - avantaj sağlayacak tedbirler alınmalı;

   -  Köyüne dönmek isteyen vatandaşlara seyyanen dönüş bedeli olarak en az 500 –  800 TL verilmeli.  Ev yapmak isteyen köylülere 2 milyon lira nakdi yardım ve hiç faizsiz kredi verilmeli, ev yapmak için yeri olmayanlara devlet arazilerinden yer tahsis edilmeli.   

    Şu bir gerçek ki, iktidarların yanlışları ve vurdumduymazlıkları nedeniyle tarım alanları ya mera haline gelmiş veya inşaata açılmıştır.

 ( Bu dengesiz ve menfaatperest, iş bilmez yönetim sayesinde şehirlerde yükselen ve beton yığını haline gelen binalar çirkin ve korkunç manzaralar sergilemektedir.) 

Üzülerek ifade edelim ki, çiftçilik itibar kaybetmiş, dolayısıyla toprak çiftçiye, çiftçi de toprağa küsmüştür.   

        Büyükşehir Yasası ile devlet tarafından alınan köy mücavir alanındaki ekilip-biçilen araziler, meralar, köy odaları, köy konakları, çeşmeler, göletler, taşınır- taşınmaz tüm mal varlıkları esas sahiplerine ve köy tüzel kişiliğine iade edilmelidir. 

* Ayrıca  devlet tarafından gasp edilen atalarının asırlar boyu ekip biçtikleri vatandaşların arazileri geri iade edilmeli veya anlaşma cihetine giderek arazilerin bedeli ödenmelidir. 

* Orman arazileri ve meralar köylülerin kullanımına tahsis edilmelidir.

* Ormanlar, (Anayasa değişikliği yapılarak ) orman köylülerine şartlı ve sözleşmeli olarak verilmeli, daha çok ağaç yetiştirmeleri şartı konulmalıdır. 

*      Çiftçilerin-Köylülerin kullanacağı mazota ve elektriğe  % 50 nispetinde sübvansiyon uygulanmalıdır.

 

 * Köylülerin içme suyu ücretsiz olmalı; üretim yapanların sulamada kullandıkları sudan ya hiç para alınmamalı veya % 50 nispetinde kolaylık sağlanmalıdır. 

  • Hayvan yetiştiricilerinin-Çiftçilerin kullandığı tohumun, gübrenin, ilacın yerli olması sağlanmalı, gübre ve ilaç fiyatlarında sübvansiyon uygulanmalıdır. 
  • Hayvan yetiştiricileri için devlet, hayvanların yaylımı için otlakıyeler-çayırlar tahsis etmeli, bu çayırların veya otlakıyelerin içinde hayvanların su ihtiyacını veya korunma alanları, oluklar, göletler olmalı, hayvanlar için dinlenme barınakları yapılmalıdır. 

                                  GEREKÇELER

      Bir tarım ve hayvancılık ülkesi olan Türkiye’de her iki alanda da akıl almaz bir şekilde ithalat yapılıyorsa bunda bir yanlışlık, bir anlaşılmazlık, bir ihmalkârlık ve beceriksizlik var demektir. 

    Konuya neresinden değerlendirirsek değerlendirelim, bir çıkmazın içinde olduğumuz muhakkaktır. Biz yıllarca önce fikirlerimizi açıklamış, devlet ve hükümet organlarına iletmiştik.  Açıkça ifade etmek gerekirse o zamanlar bizi dinlediler fakat konunun vahametini anlayamadılar. 

    Ancak, bizim o günlerde gündeme getirdiğimiz köycülük, kırsal alanların önemi, hayvancılık, köyden şehre göç yüzünden üretimin günden güne azaldığı ve bugün Türkiye’nin en büyük sorunu haline geldiği muhakkaktır. 

    Şayet yaşam kalitelerinde tehlike görmemiş, şehirde yaşamanın keşmekeşliği  gün yüzüne çıkmamış olsaydı belki de bu günkü tasalarını-husalarını🌐 Siteyi Görüntüle dile getirmemiş olacaklardı. 

    Netice olarak, geçmişte Bulgaristan’dan sapı- samanı, Sırplardan Et, Rusya-Ukrayna başta olmak üzere birçok ülkeden buğday, Suriye’den patates ve soğan ve daha birçok ülkeden  tarım ve hayvan ürünleri ithal ediyorsak bu kötü gidişe DUR demenin zamanı gelmiş hatta geçmektedir. 

 Bu proje, Ankara Meclisi Anadolu Birliği Genel Başkanı Mehmet Akyol’un önderliğinde alanında ehil olan mensuplar tarafından hazırlanmıştır. 

 

NOT:  Bu taslak projeyi okuyup değerlendirin lütfen, eksiklerimiz varsa tamamlayın, fazlası varsa çıkarın.

      Saygı, Sevgi ve Başarı Dileklerimizle. 

 

               MEHMET AKYOL 

 

 

 

Yorumlar (0)

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yap!